IŞİD’i Önlemenin Yolu, ABD Öncülüğündeki Şiddet Koalisyonuna Katılmaktan Değil...

 

 

 

 

 

 

IŞİD’i Önlemenin Yolu, ABD Öncülüğündeki Şiddet Koalisyonuna Katılmaktan Değil, Kendi Ülkelerini Savunan Halklara Doğrudan Her Türlü Yardımı Yapmaktan Geçer!

 

 Yeryüzünün en büyük şiddet üreticisi ABD ve işbirlikçisi bölge devletleri, Irak ve Suriye’deki IŞİD hedeflerine dönük askeri operasyonlara başladılar. Operasyonlarda sadece IŞİD hedefleri değil sivil hedeflerin ve diğer muhalif unsurlara ait hedeflerin de vurulduğuna tanık olduk. Operasyonun gerekçesi ise IŞİD’in “medeni değerler” adına durdurulması olarak açıklandı. Çok yakın bir zaman önce bütün Dünya’nın gözleri önünde Filistinli’lere Gazze’de kitlesel katliam uygulayan İsrail’e ses çıkarmayanların, Irak, Afganistan ve Libya işgalleriyle yüz binlerce insanın katlinden doğrudan sorumlu olanların, Suriye’de Esed katliamlarına göz yumanların “medeniyet değerleri” adına vahşete son verme iddiaları inandırıcılıktan uzaktır.

 49 dışişleri bakanlığı personelinin Musul’da IŞİD tarafından rehin alınmasını gerekçe göstererek saldırı koalisyonuna katılmakta isteksiz davranan Türkiye, Cumhurbaşkanı ERDOĞAN ABD’ye gitmeden hemen önce rehinelerin serbest bırakılmasıyla koalisyona katılacağını açıkladı. Bugüne kadar yaşanan tecrübeler üzerinden, bölgenin işgali ile dış müdahalelere ve Türkiye’nin oluşturulan koalisyona katılmasına karşı olduğumuzu vurgularız.

 MAZLUMDER olarak:

 -Milyonlarca vatandaşının siyasal katılım haklarını ve ülkelerinin yeraltı ve yer üstü zenginliklerini gasp ederek birkaç bin hanedan mensubuna tapulayan gasıp Arap diktatörlüklerine karşı söyleyecek sözü olmayan,

 -Yeryüzünün efendileri eliyle kadim yurtlarından sürülüp kamplarda yaşamaya mecbur bırakılan Filistinli’leri soykırıma tabi tutan ve insanlık adına üretilmiş ne kadar ortak iyi varsa hepsini berhava eden İsrail adlı terör devletine ve diğer egemenlere bu güne kadar söyleyecek sözü olmayan,

 -“Ya bana tabi olmalı ya da ölmelisin” yaklaşımıyla farklı olan her ne var ise vahşice saldıran ve yok eden IŞİD’in durdurulması gerektiğine inanıyoruz.

 Bunun için Türkiye’ye, bölge devletlerine ve İslam Dünyası’na düşen ödevler vardır:

 -Türkiye, ABD öncülüğünde kurulan koalisyona kesinlikle katılmamalıdır. Şimdiye dek gerçekleştirdiği işgallerle milyonlarca insanı öldüren, insanlığa ait üretilmiş bütün hukuki değerleri yerle bir eden, işgalci İsrail’in soykırıma tabi tuttuğu Filistinli’ler söz konusu olunca açıkça Siyonist katilleri destekleyen ABD öncülüğündeki koalisyonun “medeniyet”i değil vahşeti yaygınlaştıracağı aşikârdır. Batılı ülkeler öncülüğünde bölgeye yapılan askeri müdahalelerin kaosu ve şiddeti derinleştirdiği ve işgal süreçleriyle yaşanan travmanın öngörülemeyen marazi düşünce, tepki ve örgütlenmelere sebep olduğu yaşanan tecrübelerin gösterdiği açık bir gerçekliktir. Koalisyon saldırılarının da bundan öncekilerde olduğu gibi aynı sonuçları doğuracağını söylemek kehanet değildir.

 -Türkiye, öncelikle Suriye ve Irak’taki savaş ortamından kaçan tüm sığınmacılara açık kapı politikasına devam etmeli ve sığınmacıların burada bulundukları sürece gerek duydukları tüm insani yardımı kendi ülkelerinde güvenlik tesis edilinceye kadar sağlamaya devam etmelidir.

 -Türkiye, kendi kadim ülkelerinde istedikleri gibi yaşamak isteyen Rojava halkına, “ya tabi olmaya ya da ülkelerini terke” mecbur bırakan işgalci IŞİD unsurlarına karşı korunmaları için her türlü yardımı yapmalıdır.  Daha önce Suriye Türkmen’lerine kendilerini korumaları için gerek duydukları yardımı gönderen Türkiye’nin aynısını Rojava için de yapması hem tutarlılığın hem de Çözüm Süreci’nin bir gereğidir.

 -Bölge ülkeleri mezhep farklılıklarını ve etnik farklılıkları siyasetin enstrümanı olarak kullanmaktan kaçınmalıdır.

 -İslam Dünyası, siyasal egemenliğin oluşturulması, kullanılması ve paylaşılması konularını yeniden yorumlamaz, geleneksel siyasal fıkhı revize etmez ve yeni siyasal egemenlik teorileri üretmezse bu türden marazi yapılara engel olamayacaktır; dolayısıyla bu konuların ele alınacağı bir İslam konferansı veya bölgesel konferans acilen toplanmalıdır.

 Ahmet Faruk ÜNSAL

MAZLUMDER Genel Başkanı

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2014-09-28
Okunma Sayısı : 608
Şube ve Temsilcilerimiz
adana
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği -
Adres: Çınarlı Mah. 61003 Sk. No: 3 K:4 D:7 Seyhan / ADANA
E-posta: mazlumderadana[a]outlook.com | Telefon: | Faks:

Ziyaretçi Sayımız : 2866151

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari